9 Aralık 2011 Cuma

POTALI YILLAR



İlkokul 4'te başladım basketbola. Her çocuğun geçtiği o ızdıraplı yol vasıtasıyla; anne zoruyla istemeye istemeye. Sonrasında bir tutkuya dönüştü. Tutku bir yana, liseyi bitirene kadar basketbol hayatımın neredeyse tamamı oldu. Tüm sosyal çevrem basketboldan ibaretti; Takım arkadaşlarım, rakip takım arkadaşlarım, basket oynamayı sevip takıma giremeyen erkek arkadaşlarım, takım arkadaşlarımın kız arkadaşları, takımdan herhangi bir oğlana bayılıp iletişim kurabilmek için gruba dahil olmak isteyen diğer kızlar, kızlar, kızlar, kızlar...

İlkokulda çocuk eğlencesi şeklinde geçen basketbol serüveni ortaokulda boy atıp yaşıtlarıma fark bindirince pivot sıfatını almamla birlikte ciddileşmeye başladı. Hafta en az 3 idman, kamp dönemleri, eleme grupları, şehir ziyaretleri, türkiye finalleri... Yarı-profesyonelliğe giden bu yolda hırsla devam etmemi sağlayan, geri dönüp baktığımda onca kavgamıza rağmen o günleri keyifle hatırlamamı sağlayan bir kişi var;



Orta doğu ve balkanların en karizmatik, en kalecilik kariyerini bir kenara bırakıp kendini basketbolda bulmuş, en Adanalı, en laf sokan ama en esprili hocası! 

2000 yılı, orta ikideyim. Orta üçlerden oluşan bir okul takımı mevcut biz de üç tıfıl, orta ikili, tecrübe olsun diye takıma dahil edilmişiz. Takım Edirne gruplarında esmiş gürlemiş, çıkmayı garantilemiş, biz tıfıllar tüm maçlarda hepi topu toplam 10 dakika oynamışızdır. Son Bilecik maçı için soyunma odasındayız. Biz tıfıllar yine kendi halimizde gerilim yaşamadan köşemize çekilmişiz. Gafur hoca bir hışımla odaya girdi;

+ Evet beyler bugünkü maç çok önemli. Çok değişik bir taktikle maça çıkıcaz. 
........Akın-Mert-Bertuğ ilk 5 başlıyosunuz!

Ne? Bizi çağırıyor lan? Bizi, tıfılları! İlk beş diyor adam!

İki saniye tıfıllar birbirimize baktık. İlk vurucu darbeyle gelen korku biranda hırsla yer değiştirmişti. "Son maça adam bizi ilk 5 istiyor, hadi beyler biz de oynayabiliriz!" Hep bir ağızdan bağırdık;

"Tamam hocam!"

+ Evet Akın, tam saha pres yapıyosun!  Top aldırmayacaksın adama!
Akın vurdu mu öldürecek bir ses tonuyla: - Aldırmıycam hocam!
+ Mert, çok iyi top getiriyosun, çat çat çat çat pas yapıyor atıyoruz sayıları tamam mı koçum!
Mert zerre ürkmeden : - Atıyoruz hocam!
+ Bertuğ, daya kıçını oyna birebirlerini, senin maçın oğlum bu, aç dirseğini vur adamlara göm sayıları potaya!
Benim maçım lan bu! - Gömecem hocam!

+İşte bu beyler! Konuştuğumuz gibi, çıkın alın maçı! Bu maçı alıyoruz söz mü?

Bizde adrenalin tavan yapmış, 3 tıfıl resmen kükredik;

"Rrrrrrrööööööööööössssssööööööööööööööz!"

Kısa bir sessizlik ve akabindeki adrenalin boşalması ardından Gafur hocanın sesi duyuldu;

"Aferin şimdi toplayın eşyalarınızı, Bilecik maça gelmemiş, dönüyoruz!"


Şimdi o günlere geri dönsek, ben o gazla maça çıksam, pota altından panyaları kaçırsam, sen yine bağırsan bana hocam:

"Bertuğ! Lan Bertuğ! Lan Bertuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuğğğ!!!

Keşke, keşke...


Share

0 yorum :

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 
;