20 Aralık 2011 Salı

SIKIŞIK DURUMLAR


"Sııııııııkııııııııştııııııııııııııııııııııııııııııııımmmmmmmmmmmmmm" 
Adrian  Stayla

İşkence! Eziyet! Zulüm! 

Güzel giden bir günün orta yerinde, en olmaz zamanda geliverir bu meret! Sonuca ulaşmanın mümkünatı yokken, en yakın tuvalet bir ışık yılı uzaktayken, imkansızlıklar içinde kıvrandırır adamı. Geldiği gibi hayattan koparsın. Arsızdır! Sadece onunla ilgilenmeni ister;

-  "Ya bir dur, arkadaşım bir şey anlatıyor!"
+ "Boşver onu beni dinle, şırrrrrrr şırrrr şırrrr"

- "Gider misin lütfen, sınav oluyorum burda!"
+ "Boş bir kabı senin için tam 20 saniyede doldurabilirim"

- "Oğlum bir git ya araba kullanıyorum"
+ "Çek sağa gel dolaşalım biraz"

2008 yazı, Work & Travel programıyla 4 arkadaş Amerikaya gittik. Kazandığımız paraları gezerek harcama planı içerisinde elbette ki Las Vegas da vardı. Araba kiralayıp Los Angeles'tan çıktık yola, istikamet Vegas baby! Fakat o 4 saatlik turistik yolculuk, son 2 saatinde tam bir eziyete dönüştü benim için.

Bir anda bastırdı  meret! Araba kullanıyor ve Vegasa gidiyor olmanın heyecanıyla yanıp tutuşuyordum. Bu yüzden başlarda tatlı olan "varınca hallederim" çözümüyle yola devam ettik ama imkanı yok gitmiyor arkadaş! Yaklaştıkça heyecanım artıyor, heyecanım arttıkça meret daha da baskı yapıyor, baskı yaptıkça ben gazı köklüyorum! O hızla iyice coştu, tutamıyorum. Bir bıraksam benden önce varacak Vegasa! Dayanılmaz bir hal alınca, varışa 2 çıkış kala kırdım direksiyonu attım kendimi ilk çıkıştan dışarı! 

Gitti. Bir anda eser kalmadı. Kaçtı, uçtu, gitti! Adrenalinin tavan yaptığı son noktada beynim sonunda hükmetmeyi başarmış ve tüm bedenim unutmuştu mereti! Şaka gibi! 

Hemen yola geri dönüp kısa bir sürede Vegas'a giriş yaptık. Fakat o da ne? Güzel güzel etrafımıza bakınırken, ışıltılı binaların büyüsüyle uyuşan beynimin bir anlık boşluğunu yakalayıp kendini hızla dışarı atmak istedi meret. Bu sefer durum gerçekten vahim! Kalacağımız otel neredeyse yolun en sonunda ve daha varmamıza çok var. Arabada herkes hipnotize olmuş gibi camdan dışarı bakıp ortamın güzelliğini dile getirirken benim aklımda tek bir şey var: Tuvalet! 

O anda ileride oteli gördüm. Varmamıza 3 ışık kalmış ama meretin baskına dayanmak imkansızlaşmıştı. 

- "İşte orada otel"
+ "Hadi çıkayım artık, hadi hadi hadi hadi"
- "3 ışık kaldı dayan"
+ "Bırak beni Las Vegas sokaklarına"
- "Yahu sus be meret!"
+ "Salıver gideyim, ben yolumu bulurum"

"Yeter be" dedim çektim el frenini durdum ışıklarda! Arkadaşıma dedim "sen geç direksiyona ben yetişirim size". Yol, iz bilmediğim bir yerde başladım deli gibi koşmaya. Tuvaleti olan bir fast foodçu arıyorum ama yok arkadaş! Sağım kumarhane, solum strip club! Rulet masasına mı işeyeyim yoksa striptiz direğine mi? W&T'a gitmeden önce de milyon kere tembihlediler sokağa işemenin Amerikada suç olduğunu, yoksa çoktan bırakmıştım mereti Bellagio'nun havuzuna! Uzaklarda bir McDonald's görür gibi oldum ve hızla ona koştum. Lanet! Kapalı! 

Bir adım daha atacak gücüm yok! Ya bu meretten burada kurtulacağım ya da tüm pantolonumu saracak ve ben otele fantastik bir giriş yapacağım. 

Kapattım gözleri, "Suçumuz neyse çekeriz" dedim ve uğurladım sıkıntıyı McDonald's arabaya servis menüsüne doğru.

Nasıl olsa; Vegasta olan vegasta kalır!






Share

1 yorum :

Furkan Taşdelen dedi ki...

Son cümle güzeldi :D ben doktora bile gittiydim :)

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 
;