29 Kasım 2011 Salı

OY TOMBULUM TOMBULUM



Kandırıldım! Kandırdınız! Uyuttunuz beni! Siz yalan söylediniz ama pantalonumun düğmesi acı gerçeği yüzüme vurdu! Artık kabul etmekten başka çare kalmadı: Evet, şişmanım! Ama siz, beni kandırdınız! 

İlköğretim ve lise hayatım boyunca basketbol oynadım. Bu sebeple mi boyum uzun yoksa boyum zaten uzun diye mi takıma aldılar bilemiyorum ama biraz uzunum! Biraz dediğim 1,90 m. kadar. Bana hep bu boyun kilomu örttüğünü söylediniz. Doğru olabilir belki ama o lisedeydi, ergenlikteydi! Kilo artarken boyun da uzadığı dönemdeydi. Şimdi biri durdu, öbürü tam gaz devam ediyor ama sizde hala aynı laflar: 

"Ama senin boyun uzun"   
-  Biz kısa demedik ki! Uzun da olsan göbek her boyda göbek! 
"Senin kemiklerin ağır"      
-  Kantar mübarek! 

Kandırdınız! Evet uzunum, ama şişmanım!

Lisedeyken çok sevdiğim bir kız arkadaşım basketboldan ötürü fit olduğum bir dönemde popoma bakıp şöyle demişti;

"Aa senin ne güzel götün var! Ufacık! Çok şanslısın :) "

Verdiler mi gazı bana! "Vay be" diyorum, "kızlara hava atacak popoya sahipmişim." Şimdi bir kere ufak dediler ya, tamam benim için. Yazdım onu kenara, benim popom ufak ve güzel. Yürü be Bertuğ! Aradan zaman geçiyor tekrar bakıyorum, bir şey ters geliyor gözüme. Biraz büyümüş galiba ama kazınmış bir kere beynime: "Ufağı böyle oluyor demek ki. Vay arkadaş koca popolular ne acayiptir o zaman!" 

Yıllar sonra yeğenim vurdu gerçeği yüzüme! Evde boğuşurken benim o güzel, küçücük, narin popom çarpınca ona yere yığıldı bizimki.

"Annee, bertuğ abimin de poposu çok kocamanmış ya! Davul gibi!"

Ne? Davul mu? "Yahu olur mu öyle şey, ufacık benim popom" diyecek gibi oldum ki aile eşrafının kahkahaları arasından annemin sesi duyuldu:

"Eh, son zamanlarda biraz kilo aldı"

Dank! Anne sözü = gerçekler! Doğruymuş demek! Davul gibiymiş, tabak gibiymiş! Kocamanmış işte!

Kandırdınız! Popom kocaman ve şişmanım! 

Uzun boylu, küçük popolu dediğiniz adam şimdi bu hale geldi! 


"Ama senin boyun var"

Lütfen ama, rica ediyorum!

Kandırdınız işte! 


Share
22 Kasım 2011 Salı

BEN GÜZELE GÜZEL DEMEM, DİYEMEM!



Diyemiyorum çünkü tokat yiyorum! Hem de başkasının kız arkadaşından! Neden mi? Buyrun;


Sürekli ondan bahsettiğim içinmiş! "Yeter artık" dedi bastı tokadı. Benimle hem fikir olduğunu belirtmesiyle arkadaşımın da tokatla buluşması bir oldu. Yedik tokadı yani paşa paşa. Ne için? Bir bayan yanında, onu yok sayarak başka bir bayandan övgüyle bahsettiğimiz için. Çok ayıp etmişiz!

Peki bizim yıllarca oynadığınız erkeklik gururumuza ne demeli? Ne Robert Pattinson'unuz bitti, ne Sawyer'ınız, ne de Kıvanç Tatlıtuğ'unuz! Hadi yabancı abiler neyse de, yerlisi çok dokunuyor arkadaş! Sanmayın ki Kıvanç  Behlül olup yengeye sarkıp, Sekiz olup Ezel kovalayıp, Kuzey olup baklavacı açtığından beri çekiyoruz bu azabı. Hayır! Ben saatlerce Menekşe ile Halil işkencesine maruz kalırdım siz ne diyorsunuz! Hem de kız arkadaşımla birlikte! Reklam girene dek gıkını da çıkartamıyorsun, 10 dakika reklamda aşkını tekrar ilan ettin ettin, yoksa gitti kız Halil'e geçmiş olsun! 

İnsan bir de kendini sorguluyor. Bir bayan var, kız arkadaşın, başka adamları beğeniyor. Beğenmek ne kelime, dibi düşüyor! Bir o adamlara bakıyorsun, bir kendine. Birlikte bakalım isterseniz;




Şimdi de bana bakıyoruz; 


Diyorsun ki kendi kendine, bu kız benim neremi beğeniyor! Bir sorsan bunu ona kılıf belli;

- "Aa olur mu aşkım, sen başkasın onlar başka! Hem sen benim yakışıklımsın sadece :) Şişman aşkım benim, göbekli aşkım benim, gel bi öpiiim seni :)"

Hı hı gördük yakışıklıyı! Sevmeye bak, oyuncak ayı seviyor sanki! 

Yıllarca ezilen erkeklik gururumuzun gölgesinde, şimdi siz beğendiğiniz erkekler çiftliğinde at koştururken biz bir beğendiğimiz ablaya "güzel" demişiz çok mu yani! 

El insaf! 



Share
16 Kasım 2011 Çarşamba

KIŞ GRİBİ



- “Öhööhööööö öhhöööööööööö”
Taksici(+): Sigara böyle ciğerini çıkarır adamın!
- Efendim?
+ Ben de çok çektim, hala da çekiyorum. Bırakamıyorum şu boku. Sana yemin ediyorum bir bıraksam 2 aya ölürüm. Tüm hastalıklarımı kapatıyor bu meret. Bizim bir arkadaş var, alkolik. Doktora gitmiş. Doktor demiş sana bunu bırak diyecem ama bıraktığın anda tüm vücudun iflas edecek. İç içebildiğin kadar demiş bu da dayamış alkolü her gece her gece. 1 içiyorsa 2 içmiş. Adam 5 yıldır ayakta. Alkolik ama turp gibi. Benimki de o hesap.
- Yok abi benimki hastalık, grip, nezle.
+ Haaa, o zaman nane-limon iç. Hemen keser.

Kesmedi tabi. Taksici abimin verdiği diğer öğütler altın niteliğinde de olsa, nane limon yetmiyor benim öksürüğe. Türlü türlü şeyler denedim. Her “öhö” dediğimde zencefil bal diyor annem, tamam diyorum. 3 tamam diyişe 1 kaşık geçiyor boğazımdan. Ne yapayım biraz üşengecim. Olmuyor tabi, kesmiyor. Her kafadan da başka bir ses çıkıyor;

“Dağ çayı getirttim senin için, bunu iç bişeyciğin kalmaz!”

“Aaa, masandan bitki çaylarını eksik etmeyeceksin. Her gün farklı bir tanesini iç. Ben içiyorum şahane oluyor. Öksürüğü keser mi bilmem ama iç oğlum iç, şirket ödüyor ehe ehe”

Bir de bu var;



Allahım bu nasıl bir işkencedir. Bala kaşıkla dalan, limonu neredeyse kabuğuyla yiyen ben, içemedim o şeyi. Zıt iki tat bir anda keskin şekilde tetiklenince iflas etti benim dil.

“Gözünü seveyim şunları tek tek ye! Ulan uyuştum şerefsizim. Yemin ediyorum söylerim tükürük bezlerine salarlar çocukları boğazına doğru, geberir gidersin!”

O kadar öksürüğün üstüne yaşanan ekstra basınç doğrultusunda kulak zarı da iflas etti tabii. Davul zannediyor kendini, solo atıyor, kafasına göre takılıyor. Orta kulak da halaya kalkınca, baş dönmesiyle birlikte nakavt, göze perde iniyor! 

Böyle cüsseli bir adamın, hastalıkla imtihanı da ağır oluyor. Virüsler buldular yağlı böreği, bırakmıyorlar tabi;

“Hulki gel gel, bu sene iyi yağ yapmış namussuz. Pehey şu göte bak! Burundan bir girdik mi önce o göbekte 2 ay takılırız, ordan 1 ay da tenya mustafanın oraya geçeriz. Bu kış da yırttık oğlum!”

Lanet virüsler bırakın artık beni, yeter! 

Tarkan'dan benim için gelsin;

Yanlış zaman 
Yanlış insan 
Nefes almak imkansız 
Bıktım öksürüklü hastalıklardan

Yanlış bahar 
Kış gribi
Geberttin her olduğumda
Aksırtmaktan beni
İyileştiğimde
Kolla kendini! 


Öhö öhö kuru kuru
Bu burun ah sümük dolu
Thylolhot bana göre değil
İçince adamı deli gibi uyutur! 
x2


Share
15 Kasım 2011 Salı

BENİM SOSYAL AĞLARIM, OTURUR KENDİ HALİME AĞLARIM


Hem de hiç öyle olmuyor! Önce tekrar izleyelim birlikte;


Özetle; abimiz sosyal medya vasıtasıyla güzel ablamızla birlikte o gecenin "Home" page tuşuna basıyor.

Şimdi biz de sosyal medya kullanan insanız. Yani çok şükür bizim de facebook'umuz, twitter'ımız, foursquare'imiz, youtube'umuz var. Hatta daha fazlasını bir araya topladığım kendi web sitem bile var, bertug.com ! Ve eminim tüm sosyal medyayı da bu abiden daha aktif kullanıyorumdur. 

Arkadaş, biz böyle reaksiyon alamıyoruz o mecralarda! Diyebilirsiniz ki o abi nere, sen nere! Haklısınız, ben de bunu diyorum zaten! 

Abim ortamlara giriyor, gören ablaların hepsi basıyor "like"a. Hay maşallah! Bir de facebooktaki benim fotoğraflarıma bakın;






















Buyrun tepe tepe layklayın! 

Abi ortamların da kralı, gece kulüplerinin mayoru. Buyrun benim foursquare mayorshiplerime bakalım;


Çok çılgın yerlerde takılıyorum! İlk ikisi iş, diğeri ise yazlık! İstanbul'daki evimin bile mayoru olamamışım.  Sonraki ise benim evim bile değil, arkadaşların! Tek piyasa yapabileceğim ortam Uran Restaurant da türkiyenin en batısında, babakalede! 

+ "Selam güzel bayan, siz de mi levrek yiyorsunuz? Ne güzel. Kalamar söyledim, tadına bakar mıyız birlikte?"
- "Bana bak, abim az önce tuvalete gitti. Döndüğünde seni masada görürse, saniyede tüm babakale esnafı başına üşüşür, akşam balığa yem diye çıkartırlar seni. O yüzden bas git!"
+ "Ehe,  balığı da çok güzelmiş buranın :)"

Abim hemen etkisi altına alıyor kızları bir de. Onu gören, facebookta ilişki durumunu "oley, benim sevgilim var"dan "burada işler karışık yakışıklı, sen gelirsen basarım bu kazmanın kıçına tekmeyi" olarak değiştiriyor. Geçmişte benim kız arkadaşım beraberken ilişki durumunu "var" diye değiştirmemişken, sen neyin karışıklığından bahsediyorsun! 

Abinin sanal ortama yansıttığı gerçek hayatı, ben ve benim gibiler için gerçekten  hayal! 

Ayrıca takside offline olunur mu? Ayıp! 


Share
13 Kasım 2011 Pazar

İSTİKLAL CADDESİ YAYA TRAFİĞİ



Durmayacaksın güzel ablam, durmayacaksın güzel abim. Duruyorsan da ben çarpınca bana bağırmayacaksın! Sen aniden frene basınca, zincirleme kaza da kaçınılmaz oluyor. Hayır sende ABS olabilir de bir düşün bakalım bende var mı? Kendi can güvenliğini önemsemiyorsun, peki ya yanındakilere kastın nedir? Sen "Zınk" diye durunca haliyle seyir halinde olan arkadaşın da 2 adım ileriden geri vitese takmak zorunda kalıyor. Dörtlüleri de yok garibimin, afedersin kıçıyla sinyal verecek de değil, geri geri gelirken bir kaza da onun hizasından gelen ile yaşanıyor. Tüm bunlar yetmezmiş gibi kazaya bakmak isteyen meraklı halkımızın hepsi el frenini aynı anda çekiyor ve bir anda tüm istiklal caddesinin yaya trafik dinamiği bozuluyor!

Yürümek zordur istiklalde. Yayası çok, giriş çıkışı çok, yola dışarıdan müdahale çok. Tam bir hengame. İstiklal caddesinde her defasında kendimi bu hengamenin içinde bulunca, bunun bir oyunu olmalı diye düşünürüm. Amaç belli: Meydandan tünele varabilmek! 

Oyunun Hugo'dan farkı yok. Kontrolünüz dışında sürekli ileriye gitmeye çalışan bir karakter. Kullanabileceğiniz tuşlar 4-5-6, sol-etkileşime geç-sağ. Yol üzerinde karşınıza çıkan türlü türlü engeller, farklı hızlarda seyir halinde olan kalabalık ve bu kalabalığın içinden engellere takılmadan bitişe varmaya çalışan siz. 5 Hakkınız var!

Oyuna dair bazı ipuçları vereyim size;

* Başlangıçta hep sağdan gidin, fransız konsolosluğu tarafı daha rahat akıyor. Sol tarafta burger king önü yoğunluğu var aman diyim.
* "Bu akşam çekiliyooooo bu akşam" lafını duyduğunuzda 5'e basın, ama sakın durmayın! Şerit akıyor. Piyango bileti +5 bonus getirir.
* Tramvaya tutunur paşa paşa geçerim istikalden demeyin, gencolar arkayı size kaptırmaz. Bir tekmeyle canınızdan olursunuz. Kısa süreli tercih edin. 
* Paralel sokaklardan sakin sakin geçerimi de düşünmeyin pek tabii ki bunu biz de düşündük. Torbacı, travesti sürprizlerimiz 1, yeri geldiğinde 2 canınızı birden götürebilir. 
* Godfather müziği duyarsanız McDonald's a gelmişsinizdir. Düdük öttüren adamın yanına gidip 5'e basın.  Düdüğü size verecek. Check point yapmış oluyorsunuz. Düdüğü öttüreyim demeyin, öttüremezsiniz. Her öttürüş -3 karizma puanı düşürür. 
* Nevizadeye giriş imkanı bulunuyor fakat sarhoş çıktığınız için bir canınızı alıyoruz malesef. 
* Galatasaray lisesi karşısındaki Burger King tuvaletinde ekstra can var, tabii eğer tuvalet açıksa 
* Yolu keserek akan araç trafiğine dikkat. Normalde önüne atladığınızda duran taksiler oyun içerisinde pek bir acımasız olabiliyorlar. Yılların hırsı. 
* Yol üzerinde yayalara çarptığınızda hemen canınızı kaybetmezsiniz. Fakat çarptığınız kişi bir bayansa ölümcül çanta darbeleri canınızı götürebilir. Bir bay ise 5'e basıp "Kusura bakma bilader" kozunuzu deneyin. Bir ihtimal hasarsız yolunuza devam edebilirsiniz. 

Taksimin gece hayatına karışacak herkese bir defa mutlaka tecrübe ettirilmeli bu oyun. En azından neler ile karşılaşacağınızı anlamak açısından yol gösterebilir, kendi çözümlerinizi üretmenize yardımcı olabilir. Bu kurgunun içerisinde defalarca yer almış biri olarak benim geliştirmiş olduğum çözüm şudur; 


Evet, basketbol! Reverse, fake, stance, stop(tek zamanlı, çift zamanlı) gibi basketbol çözümlerini istiklal yürüyüşünde size yardımcı olması için kullanabilirsiniz. 

Fakat basketbola kendinizi kaptırıp, çılgınlar gibi skor yapmak için kastırmayın. İstiklalde skor yapmanın sonu çoğunlukla sportmenlik dışı faul ile biter, benden söylemesi!





Share
1 Kasım 2011 Salı

EFENDİ vs. PİÇ




Konuya doğru giriş yapmak adına tüm bu yazı boyunca piç, şu açıklamadaki adamlara tekabül edecektir.

"iyi bakimli gorunumlu, agzi laf yapan, cevresindekileri gulduren, dikkatleri uzerine cekmeyi basaran, fiziksel olarak hos, ama duygusal anlamda bos, kalp hirsizi, vefasiz, gunubirlik iliskilerin adamlarina verilen ad... nedense genelde kizlarin hoslandigi erkek tipi"

  Bahsi geçen reklamı izlemişsinizdir, izlemeyenler için kısa bir hatırlatma


Olayın özeti şu aslında;
  
(bkz: hatunların efendi adam yerine piç tercihi /ekşisözlük)

Efendi adamlar,

Şimdi net olalım; piç olmayı bir türlü beceremedik. Hangimiz istemedik ki? O deri ceketi sen de yüz defa denedin de piç adamda durduğu gibi sen de durmadı değil mi? O ceketin içine düz beyaz tşört de giyeyim dedin de sahip olduğun tek düz beyaz tşört fanilandı di mi? Yok arkadaş, bu işin başka bir tarzı var. Beceremiyoruz! Ve evet, tercih edilmiyoruz!

Piç adamlar,

Oğlum ne istiyorsunuz siz bizden? Binbir güçlükle anca bir kahve içmeye ikna ettiğimiz hatun kişilere tam da randevu sırasında nasıl bir mesaj atıyorsunuz ki ben kızın yüzündeki orgazmı sezebiliyorum. Hayır biz de mesaj atan insanız. E türkçeye de senin kadar  hakimiz. Oğlum sen ne yazıyorsun bu kızlara? İngilizce mi yazıyorsun, doğru söyle!  

Peki ya o salaş görünümlü seksiliği nasıl sağlıyorsun güzel kardeşim? Ben senin gibi giyinsem, elime para tutuştururlar yazık şu garibana diye. Hepinizin ortak alışveriş yaptığı dükkan mı var, nedir sizin olayınız? Hayır yani, biz de geziyoruz avm avm. Tamam söz looney tunes tşörtü almıycam bir daha ama nerede oğlum sizin bu dükkan? 

Oğlum, kıza çiçek almıyorsun, aradığında açmıyor cevaben bir mesaj dahi atmıyorsun. Ayda yılda bir ağzından güzel söz çıkıyor. E iyi de bu kızlar neden dönüp dönüp sana geliyor. Biz nerde yanlış yapıyoruz ey efendi erkekler! Çiçekçi ablayla kanka olduk, o hafta çiçek almazsak arıyor "öküzlük yapma gel al kıza şu çiçeği" diyor, alıyoruz. Hatim ettiğimiz kitaplara bak: "Kızlara hitabet: Yeni nesil sanat", "Baştan çıkarıcı, çıldırtan sözler 16", "Bora olabilmek: Bu arada Bora ben"*  Hiç birinde demiyor ki ortama gir ve sadece "Merhaba" de tüm kızlar bir anda seninle ilgilenecek. Hangi kitapta yazıyor bu!

Aslında senin de suçun yok be piç kardeş. Sen de haklısın, tercih ediliyorsun.

Bu bir isyan değil.

Bu bir karşılaştırma da değil aslında.

Bu sadece;

 


Share
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 
;