1 Nisan 2012 Pazar

SPINNING



Ne dağ bayır kaldı çıkmadığımız, ne yokuş kaldı inerken rüzgar yemediğimiz ne de düzlük kaldı kıçına nişadır sürülmüş eşek gibi yardırmadığımız! Bisiklet geçmişi, bisikleti büyükadada tepeye el arabası gibi çıkartıp üzerinde "yihuu" nidalarıyla yokuştan aşağı sallanmaktan, pedicab ile her seferinde ortalama 150 kilo taşımaya kadar ilerleyen ben, yarım saatlik bu spinning maratonun sonunda eriyip gidiyordum! Gitmek dediğim de, eriyik haldeki benin bisiklet çevresinde oluşturduğu 3 santimetrekarelik göletten ibaret yoksa bir santim bile yol almışlığımız yok! Havaya pedal çeviriyoruz!

Spinning, dünyaca ünlü bisikletçi Johnny Goldberg tarafından yarışlara daha kolay yoldan hazırlanabilmek için geliştirilen ve sonradan bizim gibi yağ oranı fazla olanlara işkence etmek için spor salonlarına getirilen bir antrenman çeşidi. Nasıl bir şey yahu bu diyenler için geliyor;


Aslında her şey çok şahane başlıyor. Hafif tempo, güzel ritmli bir müzik, diskovari bir ışık şovu... "Tamam" diyorsun "boşver yağı kiloyu, en azından ortam güzel. Müziğimi dinler, hafif de ter atarım. E bisiklet dersi en nihayetinde, bayanlar da gelir şimdi iyice güzelleşir ortam." 

Güzelleşmedi! Güzelleşmiş olsa bile vücudunun eksiksiz her gözeneğinden terleyen bir adam için bu güzellikleri fark etmek imkansızdı! 

Öyle bir bisikleti var ki çevirmeye başladığında aniden duramıyorsun. Bir gaz basayım sonra o hızla dinlenir tekrar basarım yok, ayakların pedala yapışık ve sürekli çevirmek zorundasın. Şarkıların temposu artıyor, ışık şovu hızlanıyor. Diskoda şarkının en gaz yerini bekler, gelince koparsın ya tam o yerinde hoca çılgın atıyor. "Bas, bas, bas" diye bağırıyor, ıslıkla ritm tutuyor. "Yahu ne oluyor?" demeye kalmadan sende kendini pedala abanırken buluyorsun. Yetmiyor. Hoca doymuyor. "Arttır seviyeyi tepeleri tırmanıyoruz" dediği anda ayağa fırlıyorsun. Kafa bir sola bir sağa ritmiyle, "Allahım sana geliyorum" çığırışlarıyla tepeye ulaşıyoruz.

Bisiklet enteresan; kaidesi havada duruyor, bu şekilde alet komple sağa sola dönebiliyor. Tam zirveye ulaşmışken "kır gidonu sağa, aşağıya" iniyoruz deyince hoca "tamam" dedim "şimdi eğlenceli kısım başlıyor! İniş dediğin, eğersin kafanı, kesersin rüzgarı, pedalları sabitler ve bırakırsın kendini ivmelenmenin verdiği mutluluğa. Yok, bizim iniş bambaşka! Aleti en hafif seviyeye getirip daha hızlı çeviriyorsun pedalları. "Hoca yapma etme, inerken pedal mı çevrilir, duramayız! diyorum "aban pedallara, kır sağa" diyor. Ben sağ yapıyorum alet beni sola atıyor. Tam sağda dengede durmaya başladım ki "sola dön!" diye bağırdı hoca. Biran yan bisikletle göz göze geldim. Adam bisikletçi taytı ve üstünü geçirmiş, solda pozisyonunu almış, hala sağda kalan bana "çekil yolumdan" der gibi bakıyordu. Hocayla da garip bir iletişimleri vardı. Hoca sözle bize hitap ediyor o adama ise el hareketleri ile talimat veriyordu. Bir nabız yoklama işareti yaptığında adam en hızlı anında şık bir hareketle boynundan nabzını kontrol etti ve hocaya bir okey işareti çaktı. Bizim ki de nabız deyip kontrol etme girişiminde bulundum. 

Nabız değil, isyan vardı içeride! Akciğer "eh yeter be" demiş oksijen yüklemeyi bırakmış, bunu duyan kalp "oksijen yoksa ben de yokum" demiş içeride ne var ne yok bütün kanı damarlara pompalayarak dükkanı kapatmış, kanlar ise "kurban olayım kurtarın bizi buradan" dercesine damarları tekmeliyordu! İsyan tüm bedeni ele geçirdiğinde ayaklar iflas etti ve o anda herkes varış çizgisindeki ipi göğüslerken ben artistik puanı 3 olan bir takla ile ipin altından geçerek turu tamamladım.

Yüksek tempolu maraton sonunda aşırı su kaybından ötürü bir sarhoşluk hissi bünyeyi sarıyor. Dersten çıkarken "hojam hiç itiraz istemiyorum, haftaya bize balığa bekliyorum" kibarlığım garip karşılansa da "hesabı nereye ödüyoruz" diye sormam bence de pek hoş olmadı. 600 kaloriyi salonda bırakarak ayrılırken yerini doldursun diye avuç içi kadar olan seleyi hediye ettiler. Kendisini değilse bile hissiyatını! Dersten hatıra olarak hep anacağım kesin ama bir sıkıntı var;

Oturamıyorum yahu! 


Share

1 yorum :

Adsız dedi ki...

bu yazıyı aylar önce okuduğumda bi acabaa dedim ama bugün bizzat aynı şeyleri yaşadım, sele acısını taa içimde hissediyorum

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 
;