20 Haziran 2012 Çarşamba

DÜĞÜN GERÇEKLERİ


Bakmayın siz şart dediğime, hala sevmiyorum düğünleri. Ne kadar paket edip servis etseler de, evlendirme daireleri bu tören için en tercih edilesi mekan. İllaki tören olacaksa bir kır düğünü organize edilebilir mesela. Çayır, çimen herkes rahat etsin. Öyle herkes de çağrılmayacak. Yakın arkadaşlar, yakın akrabalar, aile dostları, e komşuyu çağırmasak olmaz, sünnetimde altın takanlar, yatırım aracı olarak düğününde altın taktıklarım... Kaç etti? 450 mi?! Of! Neydi şu düğün salonunun numarası?

Evleniyor değilim fakat yaşımın geldiği doğru. Facebook sayfamdaki beyaz tüllü ablalar, janti abiler istilası da bu sebeptendir. Tabii düğün, hep aile ile katılım gösterilen bir aktivite olarak kafama kazınmış. Zamanında katıldığım düğünlerde ergen tavırlar ile "dans etmem", "of hadi gidelim" kaprisleri patlattığımdan düğün gerçeklerini şimdi arkadaş düğünlerinde, arkadaş gibi olan kuzen düğünlerinde yeni yeni fark ediyorum.
Şaşalı bir girişin ardından çift açılış dansını yapıyor ve görev seni çağırıyor! Eşini dansa kaldır. Yok mu? Kardeşini kaldır. Yok mu? Kuzeni kaldır? Yok mu? Teyzeyi/halayı kaldır (enişteye dikkat) Yok mu? Yan masadaki kızı kaldır. Kabul mu etmedi? Çık piste kendin oyna ama oturma! Oturunca çok ayıplıyorlar. O kadar açılış yaptı gelin ile damat, başbakan gelip fabrika açıyor sen çalışmam bu fabrikada diyebiliyor musun?   Zaten dans dediğinde pistte çift olarak mevlana gibi dönmek suretiyle masalarda oturan tüm akrabalara poz attığın, "eli bele mi koyuyorduk omuza mı öbür eli ne yapıyorduk hay allah beni taş etse de yerime geçsem" gerginliğinde geçen sağa sola sallanma eylemi. Ne kadar zor olabilir ki?

Oturunca fotoğrafçı geliyor hemen zaten. "Şöyle ikinizi bir yan yana alayım" diyerek pek çok kez enişteyi diğer teyzeye, amcayı teyze kızına yamamışlığı vardır. Aile faciası çıkartıyor herif her seferinde.
Tabii bu fotoğraflar gecenin hatırası, tanesi 5 lira da olsa alınacak. Çünkü bu kadar makyaj ve kıyafet süslenmesiyle fotoğrafçıya gidip "bir fotoğrafımı çek de evde salona koyayım" diyemiyor ki insan. Nice ordövr tabağı bu sebeple salonda aynalı dolapta gelen misafirleri karşılıyor. Beklemiyor ki herif bir kendimi toparlıyayım, şak diyor tam çatalda salatalık varken patlatıyor flaşı.


test
temsili düğün fotoğrafı (soldan sağa beril, batuğ, ben, anneannem )
Yemekler yenip, takı töreni de atlatılınca göbek havaları çalmaya başlıyor. Dansa karşı yeteneğim olduğundan değil, sanırım ruhumda şoparlık olduğundan pistlerle barışığım. Herkesi oynatma misyonunu yüklenir "hadi ama" diyerek çekiştiririm herkesi piste. Hayatları boyunca sert bir mizaç sahibi olarak beni görmeye alışmış akraba eş dost her düğün bir ayrı şaşırır. "Aa! bu çocuk oynuyormuş", "biz seni hiç böyle bilmezdik", "ay hadi koş gelini getir buraya da beraber oynayın"

Dans önemli tabii düğünde, kendini gösterebileceğin tek alan orası. Podyum bir nevi!
Bu grubu hemen seçersiniz zaten.  Pistin çevresinde halkayı oluşturmuş, ortada döktürenlere el çırparak tempo tutan fakat gözleri pistte değil diğer masaları kesmekle meşgul olan ablalar. Zor tabii onlar için, bir kişi daha evleniyor ve onlar yine evde kaldılar. Kendi haline bırakın onları, çiftleşme dansının hüzün evresindeler. Zamanla geçer. Kendilerini kaptırırlarsa eğer sonuç fena.
Niyetiniz evlenmekse o an bir tanesini tutup ikna edebilirsiniz, o kadar savunmasızlar.

Son danslar, aile fotoğrafları derken bir düğün tüm klişeleriyle son bulur.

Şimdi bir durup bahsetmeyi unuttuğumuz çok önemli bir durumu hatırlayalım

- nikah töreni mi? hayır
- düğün pastası mı? hayır
- masa altında bulunan boş şişe mi? ne şişesi?

Korku filmi kuşağı: Mavi farlı rüküş ablalar! Lütfen düğün diye yüzünüze badana boya yaptırmayın. Makyaj yapıyoruz ayağına deneysel çalışıyorlar suratınızda haberiniz yok!


Share

0 yorum :

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 
;