26 Haziran 2012 Salı

KAMERAMLA TATİLDE


Sosyal medyam durmuyor! Sahil fotoğrafları, havalı mekan check-inleri, gece kulübü fotoğrafları, imalı tweetler, şezlong fotoğrafları, kokteyl fotoğrafları, karpuz fotoğrafları, fotoğraflar, fotoğraflar... Tatil görgüsüzlüğünün öncüsü olan beni bile çileden çıkardılar. Tamam zamanında yurt dışında check-in yapabilmek için otel rezervasyonundan önce hat operasyonunu hallettimişliğim var. Evet, yaz tatilimi sadece beraber gittiğim arkadaşlarla değil tüm twitter takipçilerimle yaşamışlığım da var... ve evet "hayat çok zor" diyerek havuz başında, hamakta, deniz kenarı masada fotoğraflarımı facebookta paylaşmışlığım da var... Şimdi düşününce, galiba müstahakmış bana!

Sosyal medyanın, içine kapanık asosyal bir çocuk olduğu, cep telefonlarının daha akıllanmadığı, tatil eğlencelerinin nokia telefonlarda hatıra kaldığı 2005 yaz tatilinde, tatilimizi geleneksel medya ile duyurmak isteyip, arkadaşlarla bir yarışmaya katılmıştık: Kameramla tatilde!


CNNTürk'te yayınlanan, Kameramla Kampüste programının devamı niteliğinde olan yarışma, eli kamera tutan üniversiteli gençleri kendi kısa filmlerini çekmek için teşvik eder nitelikteydi. Kampüs versiyonunda tüm katılımcılara kamera da göndermişler, tatil versiyonunda ise çeşit olsun diye kendi kamerasıyla katılıma da izin verip 44 yarışmacıyı programa dahil etmişlerdi. Biz de kamerası olan genç kontenjanından eğlenmek için yarışmaya dahil olduk. Daha doğrusu, arkadaşım yarışıyor, biz ekip olarak yancılık yapıyorduk. 

Hiçbirimiz teknik bilen adam değiliz. Elimizde bir kamera, bir de komik olduğunu düşündüğümüz hikayelerimiz var. Büyük zorluklarla ilk filmi çektik, gönderdik. Bir de baktık ki programın fragmanlarında bizim film dönüyor. Herkesi nasıl bir heyecan bastı. Gösterim günü yazlıkta toplaştık tek bir evde. Kolalar açıldı, çekirdekler çitlendi ve program başladı. İlk film bizim değildi ve şimdi itiraf etmem gerekirse bayağı iyiydi. Tabii o zamanki heyecan ile ekip olarak filmi yerin dibine sokmayı başardık. Verdikleri 8 puanı da, "oha hacı buna 8 verdilerse kesin bizimkisi 12" diye yorumladık haliyle. İkinci filmin gösterime başlamasıyla evde bir alkış koptu. Kendimizi ilk defa televizyonda görüyorduk ve filmin montajını muhteşem yapmışlardı. Neredeyse halay çekecektik evde, kimse oturmuyor tepinerek seyrediyorduk filmi. Ünlü olmuştuk yahu!

Programı seyretmeyenler için ufak bir bilgilendirme: Film sonunda CNNTürk ekibi, film için ufak bir yorum yaparken ekranda bu tek yıldız görünüyor. Aldığınız puan kadar üstüne yıldız ekleniyor ve son yıldız gösterişli bir kıpırdanma hareketiyle nihai puanını gösteriyor. Takdir bekleyen üniversiteliler için görkemli bir kapanış.

Film gösterimi bittiğinde düşündüğümüz tek şey "Daha ilk haftadan şampiyonun adı belli oldu" demeleriydi. Özgüven tamam, yıldızların büyük bir gösterişle yükselmesini övgü dolu sözlerin evin salonunu inletmesini bekliyorduk ki...

Olmadı, "Hoşgeldin diyor ve avans mahiyetinde 1 puan veriyoruz" dedi dış ses. Bizim ekrandaki o tek yıldız kalakaldı. Kapanış hareketini yapıp hafif kıvırtayım dedi ama dansı sadece sudan çıkmış bir balığın son çırpınışlarını andırıyordu. 

Muhteşem bir başlangıç yapmayı hayal ederken sonuncu olmuştuk. Bir puan ya! O canım yıldız öldü gitti ekranda! Yaşadığımız hayal kırıklığının etkisi gerçekten uzun sürdü. İlk program yayınlandığında biz çoktan dört film çekip göndermiştik ve hepsi aynı ayardaydı. Belki çekmeyi bilmiyorduk ama komiktik yahu!

- Bir dağ evinin mahseninde saklanarak nükleer patlamadan kurtulan anormal yeteneklere(suda yürüyebilme, hamakta sallanabilme vs.) sahip dört gencin dünyayı kurtarmak için tek planlarının tatil yapmak olması komik değil mi?
- Denizlerimizi kirleten kişileri sudan çıkıp öldüren, buzdolabı kolisi içine girmiş bir karakter ile canlandırılan "koli basili" fikri komik değil mi?
- Issız bir adaya düşen üç gence, adada hayatta kalmaları için ekmek arası sandviç veren, onları şişme timsahtan kurtaran, kaçmaları için kendi ördekli simidini veren ada yerlisi komik değil mi?

Ya şimdi böyle anlatınca komik olmadı! Ama bak gerçekten komikti, ya da biz çekerken çok eğlendik. Zaten amacı da bu değil miydi yarışmanın?

Tabii sadece ilk haftada aldığımız bir puanla kalmadık. İstedikleri film tarzını son iki haftada da olsa çözdük. Önce 10 sonra 12 tam puan alarak arap atı gibi sonradan açıldık. Maalesef ki süre yetmedi, yoksa kim tutabilir ki bizi, komiktik yahu!

Resmi olarak 10 ama gönüllerin 12 tam puanlık filmi ilk kez sizler için geliyor (Telif hakkı vs. ozaman nasıl korkutmuşlarsa, elimizde bir tek bunun kaydı var. Artık bunu da nasıl çaldıysak. şşş ses etmeyin)


Oynayanlar

- Doğu Can
- Mert Yalçınkaya
- Merve Ovalı (filmlerimizde oynamayı kabul eden tek bayan olarak kendisine bir kez daha teşekkürü borç biliriz)
- Bertuğ Oymak
- Doğan Güven Özkan
- Çağatay Yüce 
- Bilgin Akdeniz


Share

2 yorum :

teoman dedi ki...

tatil fotograflarinda degisik yöreleri yorumlarken bile hafif soyutlamalar ve imge yorumlari yaparmisiniz

Bertuğ Oymak dedi ki...

@teoman fotoğrafçı bir babanın çocuğu olarak dediklerinize "evet, yaparken şunu şunu şunu da yaparım" diyerek cevap verebilmeyi çok isterdim fakat ben sadece içimden nasıl geliyorsa öyle yazdığım için bahsettiğiniz yorumlamaları da nasıl görüyor nasıl hissediyorsam öyle yazarım. Belki siz o zaman nasıl yaptığımı isimlendirebilirsiniz, çok da sevinirim.

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 
;